OKULDA HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

Hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda aşırı hareketlilik, dürtüsellik gibi problemler görülebilir. Bu durumda öğrencilerin okuldaki davranışlarını ve okuldaki başarılarını etkilemektedir. Bu nedenle, hiperaktivitesi olan çocuklara, ek destek gerekir. Hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda, dikkat toplamada yetersizlik, anlatılanları dinlemede zorluk ve kurallara uymada sektemeler gözükür. Hiperaktivitesi olan öğrenciler diğer öğrencilerin sözlerini kesmeye ve soruyu tamamlayamaya diğer öğrencilere göre daha fazla meyillilerdir. Hiperaktivite bozukluğu olan öğrencilerde, dikkat toplamada zorluk ve davranış problemleri görülebilir. Hiperaktivite bozukluğu olan çocuklara okulda başarılarının artması için, çocuklara somut davranış şekilleri öğretilmesi okul başarılarının artmasını sağlayacaktır.

Özmen, K. S. (2010). Okulda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 10 (1).

HİPERAKTİVİTE VE EĞİTİM UYGULAMALARININ BAŞARISI

Hiperaktivitesi olan çocuklara, ebeveyn eğitimi, öğretmen eğitimi ve dikkat eğitimi olmak üzere üç eğitim programı uygulanır. Hiperaktivitesi olan çocuklara, ebeveyn eğitimi, öğretmen eğitimi, dikkat eğitimi uygulamaları yapılması; çocuklarda günlük yaşamda görülen problemlerin görülmesini azalmasını sağlar. Hiperaktivitesi olan çocuklara ev ve okulda eğitim verildiği zaman çocukların olumlu değişim yaşanmaya başlanmıştır. Çocukların eğitim programıyla beraber okuldaki başarılarının arttığı, sosyal yaşantılarındaki problemli davranışların azaldığı görülmüştür. Bu bozukluğu yaşayanların %30’unda yetişkinlikte de hiperaktivite belirtileri gözükmektedir. Yetişkinlikte hiperaktivite’nin görülmesini azaltmak için, önleyici eğitim programları çok önemli bir müdahale programdır. Aynı zamanda aileyi merkeze alan yaklaşımlarda ebeveyn eğitim programları aracılığıyla; anne, baba ve çocuk arasındaki iletişimin düzeltilmesiyle ailedeki problemli durumları azaltılması hedeflenmektedir. Bunlara ek olarak gerçekleştirilen okul temelli müdahaleler ise, çocukların davranışsal problemlerini azaltmaktadır. Aynı zamanda bireysel eğitim programlarıyla desteklenmesi eğitimin ilerlemesi bakımından önemlidir.
Özmen, S. K. (2011). Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nda Çok Yönlü Eğitim Uygulamalarının Etkisi, Eğitim ve Bilim, 36 (161).

HİPERAKTİVİTENİN ETİYOLOJİSİ

Hiperaktivite bozukluğu, dikkat süresinin kısalığı ve davranışın engellenmesine yönelik denetim eksikliğinden yola çıkarak meydana gelen atak olma hali ve huzursuz yapılanmadır. 3 yaş dolaylarında ortaya çıkan hiperaktivite bozukluğu çocuklarda teşhis edilen en sık psikiyatrik bozukluktur.
Hiperaktivite bozukluğu tedavisi gerçekleştirilmediğinde sosyal ve psikiyatrik bozukluklara yol açan ve sıklıkla karşılaşılan bir bozukluktur. Çocukluktan yetişkinliğe dek sürebiliyor olmasina ve çocuk ergen psikiyatristlerinin özel olarak ilgilenmesine rağmen nedenlerine ilişkin kesin yargılar bulunmamaktadır. Bu noktada bütüncül yaklaşımla bozukluğun nedenlerine ilişkin araştırmalar değerlendirilmiştir.
1900’lerin başında beyindeki bir hasar sonucu olduğu düşünülen hiperaktivite bozukluğu 1947 yılında minimal beyin zedelenmesi sendromu olarak nitelendirilmiştir. 1960’larda minimal beyin hasarı tanımı kullanılmıştır. İlerleyen yıllarda da çeşitli adlandırmalar kullanılmıştır.
Konu hakkındaki araştırmalar psikososyal,beyin görüntüleme, genetik, nörokimyasal değişiklikleri kapsayan nedenleri belirlemek için sürmektedir. Frajil X sendromu,fetal alkol zehirlenmesi, düşük doğum ağırlığı, kurşun zehirlenmesi ve bedenin tiroid hormonuna yaygın direnci hiperaktivite bozukluğuna zemin hazırlayan klinik durumlardandır. Ancak bu kısım nedenlere ilişkin genel oranlamada küçük bir yüzdeliktir.
Hiperaktivite bozukluğu için denilebilir ki; farklı patolojilerin ortak semptomatolojisidir. Yani genetik yüklülük, doğum öncesi ve sonrası yaşanan travmalar ve birtakım etkenlere bağlı beyinde oluşabilecek bozukluklar bu bozukluğa neden olabilir. Üzerinde durulan bi başka etken ise sosyalizasyondur. Model alma, genetik etkenler, olumsuz yaşam olaylarının fazlalığı, doğuma bağlı sebepler, zehirlenmeler,sosyoekonomik sebeplere bağlı santral sinir sistemi enfeksiyonları hiperaktivite bozukluğuna neden olan etkenler arasında gösterilmektedir.

HİPERAKTİVİTE VE SALDIRGANLIK

Başkalarına zarar verme, vurma, kırma, küfür etme veya çalma hiperaktivitenin belirtilerinden değildir. Hiperaktivite-impulsivitenin dokuz belirtisi incelendiğinde sadece aşırı hareketlilik ve isteklerini erteleyememe sorunlarını içerdiği görülmektedir.

Toplumda başkalarına zarar verme, vurma, kırma, küfür etme veya çalma gibi belirtilerin hiperaktiviteye ait olduğu düşünülse de bu belirtilerin davranım bozukluğuna ait olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca hiperaktivite yaşayanların %85’inde bu davranım bozukluğu belirtileri hiperaktiviteye eşlik etmezken; sadece %15’lik bir kısımda hiperaktivite davranım bozukluğu ile birlikte görülür. Bu yanlış inanış sebebiyle hiperaktivitesi olan pek çok çocuk başkalarına zarar verici davranışları olmadığı için doktora götürülmez ve tedavisiz kalır.

HİPERAKTİF ÇOCUKLARDA DÜRTÜSELLİK

Hiperaktif çocuklarda dürtüsellik acelecilik, bekleyememe, konuşkanlık, düşünmeden konuşma şeklinde kendini gösterir.

“Beklemek” hiperaktif çocuklar için en zor şeylerden birisidir. Hiperaktif insan sırasını beklerken eli ayağı kıpır kıpır, olduğu yerde sakin duramayan, agresif, boğulmuş şeklinde davranışlar sergilerler.

Hiperaktif çocuklar bu özelliklerinden dolayı oyun sırasını beklerken de zorluk yaşarlar. Özellikle paylaşma ve yardımlaşma içeren oyunlara kabul edilmek hiperaktif çocuk için büyük bir sorun olabilir.

Yine hiperaktif çocuk bir süre çaba gösterip sonunda iyi bir ödül almaktansa hemen ulaşacakları basit bir ödülü tercih ederler.

Hiperaktif çocuklarda görülen bir diğer belirgin özellik ise çok hızlı, yüksek sesle ve sürekli konuşmalarıdır. Karşısındakini dinlemeden sadece kendileri konuşmak isterler. Sorulan soruda daha soru bitmeden yanıta atlama ve karşısındakinin sözünü kesmeye çok sık rastlanır. Düşünmeden konuşma olarak geçen önce söylenecek sözü “tartıp” sonradan söyleme hiperaktiflerde pek gelişmediğinden başkalarını kırıcı konuşmalar sık görülür.

HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞUNDA ARKADAŞ-KARDEŞ İLİŞKİSİ?

Hiperaktivitesi olan çocukların arkadaş ilişkileri önemli bir sorun teşkil eder. Oyunlarda hep kazanmak istemesi, uzun süre kurallara bağlı kalamaması, oyun sürecinde sinirlerine hakim olamaması, karşısındaki dinlemeden hep konuşmak istemesi, söz kesmesi gibi davranışları hiperaktif çocukların akranlarıyla ilişkisini bozar.

Hiperaktivitesi olan ve akran ilişkilerinde sorun yaşayan çocukların ebeveynleri genelde bu durumu çocuğunun “liderlik” özelliğine bağlar. Bu çoğunlukla yanlıştır çünkü lider çocuk oynanacak oyuna, gidilecek yere karar veren ve akranlarının ona uyum sağladığı tiplerdir. Hiperaktif çocuklar ise hep dediklerinin yapılmasını, istediği oyunların oynanmasını ister ancak çoğunlukla akranları tarafından reddedilir ve dışlanır. Bu yüzden de genelde hiperaktif çocuklar ya kendilerinden küçük çocuklarla ya da kendilerinden büyük kişilerle olmayı severler.

Diğer bir önemli problem ise hiperaktif çocukların kardeşleriyle olan ilişkilerinde yaşadıkları sorunlardır. Kardeşini istemeyen tavırlar sergiler ve anne babasına “Bunu neden yaptın?” “Nereden başıma geldi?” gibi ifadelerde bulunabilirler. Anne babanın eşit davranmaya çalışırken hiperaktif çocukların kardeşini de kendisine benzeterek sinirli hale getirmesi olabilecek durumlardır.

HİPERAKTİVİTE TANISI ALMIŞ ÇOCUĞA NASIL DAVRANILMALI?

- Herkes tarafından bilinen ve uygulanan açık ve net kuralların olduğu ev ve okul ortamları hiperaktif çocuklar için ideal ortamlardır.
– Yaptığı davranışların olumlu ya da olumsuz sonuçlarını görüp bu sonuçlardan ders çıkarabildiği koşullar hiperaktif çocuklar için geliştiricidir. Ceza uygulanan çocukların yeterince iyi öğrenemedikleri bu yüzden olumlu davranışların takdir edilmesinin daha yararlı olduğu görülmüştür.
– Çocuğun hayatında önemli yere sahip anne-baba, öğretmen ve yetişkinler iletişim içinde kalmalı ve her çocuğun özel olduğu ve hepsine farklı yaklaşılması gerektiği unutulmamalıdır.

HİPERAKTİVİTE NASIL ANLAŞILIR?

Hiperaktivite semptomlarını çocukluk çağında göstermeye başlayan, gelişimsel olarak devam eden ve kişinin yetişkinlik yaşamını da etkileyen bir
bozukluktur. Erkeklerde görülme sıklığı kızlara oranla daha fazladır. Genetik ve biyolojik temellere dayanan, psikososyal etkenlerle şiddeti artan bir bozukluktur. Günümüzde hiperaktiviteyi tespit etmek için klinikte tek bie ölçüt yoktur. WISC-4 günümüzde kullanılan en yaygın test olmakla birlikte bunun yanında klinik gözlemde önemlidir. WISC-4 bilişsel yetilerin genelini ölçmektedir. Yapılan bu test esnasında çocuğun hiperaktivitesine dikkat eksikliğinin eşlik edip etmediği ne bakılmalıdır. Dikkat eksikliğinin de eşlik ettiği hiperaktivite de çocukların görsel-uzlamsal alanda zorlandıkları tespit edilmiştir. DEHB (dikkat eksikliği ve hiprektivite bozukluğu) olan çocukları. derinlik algısında da bozukluk olduğu tespit edilmiştir.

Çocuğa hiperaktivite tanısı verilirken kullanılan testlerin yanında öğretmenden detaylı bir gözlem formu almakta oldukça önemlidir. Aynı şekilde aile ile detaylı bir görüşme yapılmalı yapılan bu görüşme, testler ve öğretmen gözlem formu birlikte değerlendirilmelidir.

HİPERAKTİVİTENİN TOPLUMDA GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?

Sıklığı ve yaygınlığı konusunda kesin bilgiler yoktur. Çünkü tanı için kullanılan belirli bir test veya klinik ölçüt yoktur. Tanı alanlar belirlenmiş bazı testler ve gözlem yolu ile konulur. Toplumda görülme sıklığı %2-12 arası değişmektedir. Erkeklerdeki sıklığı kızlardan daha fazladır. Ancak bununla ilgili araştırmalar halen devam etmektedir.
Yapılan bazı çalışmalar bu oranın net belirlenemediğini çünkü kızlarda fark edilmediğini ortaya koymuştur. Erkeklerde aşırı hareketlilik ve davranış bozukluğu ile birlikte görülen bu bozukluk kızlarda dikkatsizlik ve bilişsel zorluk şeklinde ortaya çıkar.

HİPERAKTİVİTE İLE EN ÇOK KARIŞTIRILAN DİĞER BOZUKLUKLAR

-Mental retardasyon
-Karşıt gelme-karşıt olma bozukluğu
-Davranış bozukluğu
-Özel Öğrenme Güçlüğü
-Duygu durum bozukluğu
Bu tür bozuklukların hiperaktivite ile karıştırılmaması için çocuğun mutlaka alanında uzman ve deneyimli bir kişi tarafından değerlendirilmesi gerekir. Özelikle okul öncesi dönemde aşırı hareketlilik de hipraktivite ile karıştırılmaktadır. Mental retardasyonu olan çocuklarda da hiperaktivite görülme oranı fazladır. Bu tanının verilmesi ise kişinin o zeka düzeyinden beklenilenden daha fazla olması gerekir. Öğrenme güçlüğü ile de sıklıkla karıştırılan hiperaktivitede ayırıcı tanı öğrenme güçlüğünün okuma, yazma, matematik gibi özel alanlara etki etmesi, hiperaktivitenin daha geniş alanlara yayılmasıdır. Hiperaktivitedeki davranış problemleri davranış bozukluğu olan bireylere göre daha hafiftir.

HİPERAKTİVİTE VE DAVRANIŞ BOZUKLUĞU

Zaman zaman hiperaktiviteye davranış bozuklukları eşlik etmektedir. Özellikle uyaranın çok fazla olduğu okul ortamında çocuklar bu durumla ilgili güçlük yaşamaktadır.

Sınıf ortamı ve davranım bozukluğu
Sınıf ortamı çocukların önemsendikleri ve arkadaşlarını önemsemeyi öğrendikleri bir çeşit toplumdur. Öğrenciler, değer görme ve saygı duyulma tecrübelerini edindikleri sınıfta, arkadaşlarını ve öğretmenlerini önemserler.Evde ve okulda reddedilme ve dışlanma ortamını tecrübe eden, davranım bozukluğu çocuklar için, destekleyici ve dahil edici bir sınıf büyük öneme sahiptir.

Çocukların istenmeyen davranışlarıyla başa çıkarken nasıl bir yol izlenmelidir?
Saldırgan yorumları önlemenin ilk adımı davranışı göz ardı etmektir. Fakat çocuk davranışında ısrarcı oluyorsa sakin ama kesin bir şekilde karşı konulması gerekir. Öğrenciden bu tavrı bırakmasını davranış sürdürmeye devam ettiğinde sonucun ne olacağı anlatılır.Bu süreci yönetmenin önemli noktaları ise tutarlılık ve kesinliktir. Eğer saldırgan tavır hala sona ermemişse öğrenci davranışına uygun sonuçla karşı karşıya getirilmelidir.

HİPERAKTİVİTE YAŞAYAN ÇOCUĞUN AİLESİ NASIL BİR TUTUM İZLEMELİDİR?

Aile çocuğunun hiperaktivite güçlüğü yaşadığını öğrendiğinde nasıl bir tutum izlemeleri gerektiğini düşünmeye başlar. Bu durumda ailenin izleyebileceği en iyi yollardan birisi ise çocuğun yavaş yavaş sorumluluklar almaya başlamasıdır. Bu durumun oluşması ve çocuğun sorumluluklarını kabul edebilmesi için ailenin öz güvenli, ılımlı ve anlayışlı olması temel gerekliliklerden biridir. Çocuğa yaşına göre ve tamamlayabileceği, yerine getirebileceği sorumluluklar vermek çocuğun bunları yerine getirebildiğini görmesini sağlar. Görevlerini yerine getirebildiğini gören çocuğun kendine olan saygısı ve güveni artacaktır ve böylelikle toplumsal ilişkilerdeki başarısı da artacaktır.
Ayrıca bu ailelerin disipline önem vermesi de çocuğun gelişimi için olumlu olacaktır ancak bunu yaparken çocuğun özerklik dengesini korumakta oldukça önemlidir. Çocuğun olumsuz davranışları eleştirilirken ya da bu davranışlar çocuğa ifade edilirken ailenin çocuğa değil davranışa karşı olduğunu belirtmesi ve çocuğun bunu anlamasını sağlaması oldukça önemlidir.

YERİNDE DURMAYAN, SÜREKLİ HAREKET HALİNDE OLAN HER ÇOCUĞA HİPERAKTİVİTE TANISI KONULABİLİR Mİ?

Her çocuk, çocukluk çağının getirdiği genel özellikler itibariyle hareketli ve enerji doludur. Fakat hiperaktivite bozukluğu olan çocukların hareketleri bir amaca yönelik olmadığı için sınırsız bir enerji ile koşar ve tehlikelere aldırmazlar. Yaşıtlarına göre daha hareketli oldukları belirgin bir farkla görülen bu çocuklar günlük yaşamlarında(okul ve ev ortamı gibi) zorluk çeker. Çünkü yaşıtlarına göre belirli bir işe odaklanma süreleri kısıtlıdır. Hiperaktif çocukların arkadaşlık ilişkileri dürtülerini kontrol edemedikleri için zayıf ve problemlidir. Oyun sırasında sabredememeleri sebebi ile sıralarını bekleyemezler ve sık sık arkadaşlarıyla sorun yaşarlar. Bu noktada dikkat edilmesi gereken konu ise her çocuğun aşırı hareketliliği, huzursuz davranışları ve huysuzluğu hiperaktivite ile ilişkili olmayabileceğidir. Çocukta bulunan tüm bu davranışlar yakın zamanda sevdiği birinin kaybı, çocukluk çağı depresyonu ve boşanma vb. durumlarla ilişkili olabilir.

HİPERAKTİVİTENİN OKUL ÖNCESİ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Okul öncesi dönemde bu çocuklar oldukça hareketlidir ve bu hareket seviyesi yaşıtlarından fazladır. Ancak burada çocuğa bakım veren herkesin bu durumu gözlemlemesi de önemlidir. Çocuk bazı kişilerle hareketli bazı kişilerle sakin, fazla hareket etmeden kalıyorsa hiperaktiviteden bahsetmek mümkün değildir. Çocuğa bakım veren herkesin gözlemlediği devamlı hareket halinde olma, sürekli zıplama, isteklerini erteleyememe, aşırı ısrar, çok konuşma, sakarlıklar, sürekli soru sorma, bir oyuna konsantre olamama, sırasını bekleyememe, başka çocuklara zarar verme (vurma, itme, ısırma vb.), sandalyede oturamama, kıpır kıpır olma, kurallara uymama, hareketli oyunları tercih etme, aktiviteleri sürdürememe gibi davranışlar hiperaktivite belirtisi olabilir.

HİPERAKTİVİTE DAVRANIŞSAL TEDAVİ YÖNTEMİ

-Çocuğun sorun yaşadığı davranışlar listelenir.
-Hedef belirlenir.
-Davranış tedavisinde amaçlar belirlenmelidir.
-Dürtü kontrolü öğretilir.
-Daha uzun süre düşünerek harekete geçme öğretilir.
-Süreçte düzenli kontrol yapılması ve aksayan yönlerin belirlenmesi önemlidir.
-Tedavi planlaması küçük parçalara bölünerek basamaklar halinde yapılmalıdır.
Davranış tedavisine başlanmadan önce aileye psikoeğitim verilmesinde yarar vardır. Bu psikoeğitim esnasında öncelikle dikkat eksikliği ile ilgili bilgilendirme yapılmalı, sonrasında hangi tedavi yöntemleri kullanılacak ve içerikleri neler olacak bunlar belirlenmelidir. Eğer gereken şartlar sağlanırsa sınıf öğretmeni de sürece dahil edilmelidir.

HİPERAKTİVİTE YAŞAYAN ÇOCUĞUN ÖĞRETMENİNE TAVSİYELER

Öğretmene yardımcı olacak kaynakların ön plana çıkarılması oldukça önemlidir. Okulun ve ailenin desteği öğretmenin işini büyük ölçüde kolaylaştıracaktır. Bu yüzden okul, aile ve öğretmen işbirliği çocuğa yardımcı olma noktasında verimli olacaktır. Ayrıca zaman zaman bu konuda uzman bir profesyonelden de yardım almak faydalı olacaktır.
Bu güçlüğü yaşayan öğrencinin sınıfta öğretmene yakın olması, öğretmenle sık sık göz teması kurabileceği bir yerde oturması çocuğun derste kalma oranını arttıracaktır. Ayrıca sınıftaki kurallar konusunda net olmak ve gerektiği durumlarda kuralları yazılı hale getirip çocuğun sürekli görebileceği bir alana asmakta kuralların göz önünde olmasını sağlayarak öğretmene yardımcı olacaktır.

HİPERAKTİVİTE VE ÖĞRENME

Yapılan araştırmalara göre hiperaktivite yaşayan çocukların genelde akademik hayatlarında zorlandıkları tespit edilmiştir. Hareketini kontrol etmekte zorlanan çocuk dersi takip etmekte zorlanır. Hareket ihtiyacını gidermek için arkadaşlarına dokunabilir, sık sık yerinden kalkabilir bu da çocuğun derse olan dikkatinin azalmasına neden olur. Akademik olarak yaşıtlarından geri kalan çocuk yaşıtlarıyla arasındaki fark açıldıkça daha çok derslerden kopar. Bir süre sonra bunu kendi iç dünyasında yaşamaya başlar. Öğretmen tarafından sürekli uyarı alan çocuk bir süre sonra öfke sorunu yaşayabilir. Bu öfkeye bağlı olarak saldırganlık ortaya çıkar. Arkadaşlarına vurmaya başlayabilir veya kötü sözler kullanır. Zaman zaman öfkeye depresyon da eşlik edebilir. Yani çocuk saldırgan davranışlarda bulunmak yerine içine kapanabilir. Bu durumlarda biri ile karşı karşıya iseniz mutlaka bir uzmana başvurunuz.

HİPERAKTİF ÇOCUĞUN OKUL SERÜVENİ

6 Yaş Belirtileri:
-Okul öncesi dönemde yapılan etkinliklere katılmaması
-Oyun faaliyetlerini sürdürememek.
-Arkadaş ilişkisi kuramamak.
-İnatçı davranmak.
7 Yaş Belirtileri:
-Ödev yaparken zorlanma
-Derste durmakta zorlanma
-Eşyalarını ve ödevlerini kaybetme
-Sınıfta yüksek sesle konuşma
-Derste arkadaşları ile konuşma

HİPERAKTİF ÇOCUKLAR HANGİ SPOR DALLARINA YÖNLENDİRİLMELİ?

Hiperakvite yaşayan çocukların hangi spor dalını seçmeleri gerektiği dikkatle verilmesi gereken bir karardır. Ebeveynler yapılan seçimin çocuğun gelişim dönemi özellikleri, fiziksel özellikleri ve ilgi alanlarına uygun olmasına; spor dalının ise uygulanabilir olmasına önem vermelidir. Spor dalının uygulanabilir olması dikkat edilmesi gereken bir durumdur çünkü
Hiperaktivite tanısı almış çocuklar için en önemli nokta yönlendirildiği spor dalını sevip , bu spor dalında devamlılık göstermesidir. Çocuğun yönlendirildiği spor dalıyla ilgilerinin ve yeteneğinin uyuşmaması, spor dalının bulunduğu kompleksin eve çok uzak olması gibi durumlar devamlılığı olumsuz yönde etkileyebileceği için yönlendirme yapılırken bu faktörler göz önünde bulundurulmalıdır.

Çoğu ebeveyn savunma sporlarının çocuklarını olumsuz yönde etkileyeceği konusunda endişe duyar ancak karete, judo gibi savunma sporlarına yönlendirilen çocukların sonrasında sosyal ilişkilerinde daha az tartışma ve kavga yaşadıkları gözlemlenmiştir. Özetle hiperaktivite’li çocukların düzenli olarak spor yapmaları isteklerini erteleyebilme, hareketlerini kontrol altına alabilme, dikkatsizlik gibi hiperaktivite semptomlarının hafiflemesi ve gelişimleri için oldukça yararlıdır. Dehb’li çocukların uygun spor dallarına yönlendirilmeleri hem psikolojik hem de fiziksel olarak oldukça faydalı olacaktır.

HİPERAKTİVİTE VE YARAMAZLIK AYNI MIDIR?

Her yaramaz çocuğu hiperaktif diye nitelendirmek doğru değildir. Yaramaz çocuğun davranışlarının altında yatan sebeplerin başında ailenin ve çevrenin tutumu gelir. Bir çocuğa hiperaktivite denilebilmesi için aşağıdaki özelliklerin göstermesi gerekir:
-Aynı hareketler yapar, tehlikenin farkında olmaz.
-Elleri ayakları bebeklikten itibaren kıpır kıpırdır.
-Çoğu zaman çok konuşur.
-Okul hayatında kendilerini kontrol edemedikleri için başarısız olurlar.

ÇOCUKLARDA HİPERAKTİVİTE

Bir çocuğun hiperaktif olduğu nasıl anlaşılır? Onun hareketli olması ‘hiperaktif’ olarak nitelendirilmesi için yeterli midir?
Hiperaktif kelimesi Dikkat Eksikliği/Hiperaktivite Bozukluğu adı ile bilinen nörogelişimsel bozukluk tanısını almış çocuklar için yaygın kullanılan bir tür takma isimdir. Bu terim yanıltıcıdır çünkü her DEHB’li çocuk hiperaktif olmadığı gibi (yaşla azalan bir belirtidir, bazı çocuklarda hemen hiç gözlenmeyebilir) her aşırı hareketli (“hiperaktif”) ya da davranışları kontrolsüz çocuk DEHB tanısını almayabilir. Kaygı Bozukluğu gibi başka sorunlar olduğunda da hiperaktif davranışlar görülebilir.
Hiperaktiviteli çocuklar gereğinden fazla hareketlidirler ve davranışlarını kontrol etmekte zorlanırlar. Ancak bu tanıyı almış olmaları için dürtüsel ya da hiperaktif davranışların sadece bir kere ya da sınırlı durumlarda gözlenmesinden çok, pek çok durum ve koşulda ve çocuk ve çevresi için hayatı zorlaştıracak derecede görülmesi gerekir. Anne-babanın aldığı önlemler, okulda sağlanan desteklere rağmen sorunlar devam ettiğinde müdahale edilecek bir durum olduğu anlaşılabilir.
Hiperaktif çocuklara dünya nasıl görünür?
Kendini istese de yeterince kontrol edememe, zor ya da ilginç olmayanla ilgilenmeme ve sadece dikkatini çekenleri görme ve kalanı gözden kaçırma sonucu dünyayı bütüncül olarak görmekte zorlanmaktadırlar. Parça parça elde ettikleri bilgileri birleştirme zorluğu yaşadıklarından tam ve doğru bir anlam çıkartmalarına engel olur.
Hiperaktivite bir çocuğun geleceğini nasıl etkiler?
Erken tedavi ve hayat tarzını düzenleyici aile ve okul yaklaşımları ile hiperaktif çocuklar gelecekte kendini tanıyan, sorumluluklarını bilen bireyler olarak hayattaki yerlerini alma şanslarını arttırabilirler.
Hiperaktif bir çocuk nasıl yönlendirilmelidir?
Çocuğu kendisiyle ilgili olumsuz düşüncelerinin azaltılmasına ve özgüveninin artırılmasına yönelik spor, sanat ve kendini geliştirici, üretici etkinliklere yönlendirmek, bir uğraş, bir amaç sağlamak en etkili destek olur.
Okul seçiminde dikkat edilecek noktalar: öğretmen-rehberlik servisi-aile işbirliğinin karşılıklı güven duyarak sağlanabildiği, karşılıklı iletişimin açık ve sürekli olduğu, sınıf içinde çocuğun doğabilecek ek ihtiyaçlarını sağlayabilecek bir düzen ve ek eleman tahsisine olanak veren; kural, sınır ve yaptırımların açık seçik belli olduğu ve uygulandığı, olumlu davranışın karşılıksız bırakılmadığı, sevecen ve duyarlı disiplin uygulanan ortamlardır.

HİPERAKTİVİTENİN TANI OLARAK VERİLMESİ VE SONUÇLARI

Hiperaktivite nörobiyolojik temelli bir bozukluk olmakla birlikte bunu tanılamak için nörobiyolojik bir test yoktur. Kan testi veya beyin görüntüleme sistemleri de tanı açısından yeterli değildir. Genetik ve biyolojik etkenler hiperaktivitenin sebebini oluşturur. Ancak ortaya çıkmasında çevresel etkenlerin tetikleyiciliği rol oynar. Zeka düzeyi normal veya normal üzeri olan çocuklar aile ve öğretmenlerinden sıcak ilgi görüyorsa hiperaktivite etkileri daha hızlı kaybolur.

HİPERAKTİVİTE YAŞAYAN ÇOCUKLARIN KAYGI DURUMLARI NASILDIR?

Önemli bir sınav öncesi yaşanan kaygı gibi durumlar her çocukta görülebilir ve belli bir seviyeye kadar
normal karşılanmalıdır. Hiperaktivite yaşayan çocuğun da böyle durumlarda kaygı duyması oldukça
olağandır. Ancak bu çocuklar normalden farklı olarak sınav kaygısını daha şiddetli ve daha kısa süre
yaşarlar. Normal şartlarda iken dersler konusunda yaşadıkları zorluklar sebebi ile görece önemli bir
sınav ve benzeri bir durumda daha fazla kaygılanırlar ancak ilgileri başka bir işe çabuk yöneldiğinden
bu kaygı kısa süreli olur.

HİPERAKTİVİTENİN TEDAVİ EDİLMESİ ZORUNLU MUDUR? EDİLMEZSE NE GİBİ SORUNLARLA KARŞILAŞILIR?

Hiperaktivite tanısı konulmuş bir çocuk tedavi edilmek zorunda değildir. Fakat tedavi edilmediği süre boyunca günlük yaşamında birçok sorunlarla karşı karşıya kalacağı da bilinmesi gerekir.

Çocuğun eğitim hayatındaki akademik başarısını ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyerek zayıflatabilmektedir. Çocuğun aşırı harekliliğinden dolayı arkadaşları arasında yaramaz çocuk olarak nitelendirilerek akranlarıla etkileşim problemi yaşamasına ve dışlanmasına yol açabilir. Bu sürede yaşadığı psikolojik süreç çocuğu ruhsal olarak örselemektedir. Bundan dolayı ruh ve vücut salığında sonderece olumsuz etkileri vardır.

Hiperaktivite bozukluğu tedavi edilmezse kişide uygun olmayan şekilde düşünme ve davranma gibi durumlardan ötürü ileriki yaşlarda, Antisosyal Davranışlar (kural tanımayan, saldırgan), Depresyon, Anksiyete Bozuklukları gibi birtakım psikiyatrik bozuklukların görülme olasılığı yüksektir.

HİPERAKTİVİTE İLE İLGİLİ EN ÇOK KARIŞTIRILAN İKİ NOKTA

1-Zeki olmak hiperaktivite nedeni değildir.
Her zeka düzeyindeki insanda hiperaktivite görülebilir. “Çok zeki insanlar hiperaktiftir” ya da “zekası taşıyor ondan çok hareketli” gibi sözlerin hiçbir bilimsel temeli yoktur. Zeka geriliği olan insanların önemli bir kısmında hiperaktivite görüldüğü çok iyi bilinen bir durum olduğundan bu tür söylemlerin gerçek olmadığı son derece açıktır.
2- Başkalarına zarar verme, vurma, kırma, küfür etme veya çalma hiperaktivitenin belirtilerinden değildir.
“Hiperaktiviteyle ilgili en önemli konu bu bozukluğun davranım bozukluğuyla karıştırılmasıdır.” Hileraktivite – impulsivitenin dokuz belirtisi incelendiğinde sadece aşırı hareketlilik ve isteklerini erteleyememe sorunlarını içerdiği görülmektedir. Toplumda hiperaktivitenin başkalarına zarar verme, vurma, kırma, küfür etme gibi “davranım bozukluğu”na ait belirtileri taşıdığı düşünülmektedir. Oysa hiperaktif olguların yaklaşık yüzde 85’inde davranım bozukluğu belirtileri eşlik etmez, sadece yüzde 15’lik bir grupta hiperaktivite davranım bozukluğuyla görülür. Bu yanlış inanış nedeniyle sadece hiperaktivitesi olan pek çok çocuk başkalarına zarar verici davranışları olmadığı için doktora götürülmez ve tedavisiz kalır.

HİPERAKTİF ÇOCUĞA YAKLAŞIM NASIL OLMALI?

Zaman zaman, bütün çocuklar kurallara karşı gelirler. Hiperaktif çocuklar ise, diğerlerine göre kurallara daha fazla karşı koyma eğilimindedirler. Bu durumda hiperaktif çocukla karşılıklı güç mücadelesine girilmemeli, hiperaktif çocuğa yaklaşım konusunda sabırlı ve ısrarlı olunmalıdır. Yaratıcı disiplin uygulamaları, hiperaktif çocuğun isyankâr ve dürtüsel davranışlarında kontrolü sağlayacaktır.

Anne babalar, çocuklarının günlük görev ve sorumluluklardan (ev ödevlerinin yapılması, yatağın ve odanın toparlanması vs) kaçmasına kızarlar. Bu durumda sürtüşme ve kavgalar yaşanır. Çoğu durumda çocuk mecburiyetten ikna olmuş gibi davranır, fakat huzursuzluk sessiz bir şekilde devam eder ve duygusal olarak aile içinde sıkıntılı bir durum yaşanır.
Güç mücadelelerini önlemek için en iyi çözüm, çocukların okul ve aile hayatı ile ilgili günlük görevlerinde yardımcı olacak rutinleri kurmaktır. Örneğin, anne-baba her çocuk için kararlı bir şekilde, ders çalışma saatleri belirleyerek, buna uyulması konusunda ısrarcı bir tutum sergilemelidirler. Aynı durum oda ve yatak toplanması gibi durumlar için de uygulanmalıdır. Bir davranış bir alışkanlık haline dönüşmesinin zaman alacağı unutulmamalıdır.

Hiperaktif çocuğunuz, yaptıklarının sonuçlarıyla yüzleşmekte gecikme yaşamamalıdır. Hiperaktif çocuk bir kural ihlali yaptığında, karşılığında uygulanacak kısıtlamalar anında uygulanmalı ve bunlarda geri adım atılmamalıdır. Bir kural koyar, fakat sonra uygulama sırasında geri adım atarsanız, inandırıcı olamazsınız.
Koyduğunuz disiplin uygulamalarının gerçekçi bir zaman limiti olmalıdır: ders alınmasını sağlayacak derecede uygun uzunlukta ve yeni bir pozitif bir davranış değişikliği şansı yaratabilmek adına uygun kısalıkta olmalıdır. Disiplin uygulaması olarak verdiğiniz ceza, yapılan hatalı davranış ile örtüşmelidir. Orantısız, aşırı disiplin uygulamaları, çocuğunuzun kuralları ve otoritenizi yok sayması, öfke, asilik gibi sonuçlar doğurabileceği gibi, gereğinden hafif uygulamalar da disiplinsiz bir ortam yaratılmasına sebep olur.

Hiperaktif çocuk, sorumsuz davranışlarının sonuçlarından kaçmak için yalan söyleyebiliyor, bu yaşandıgı taktirde davranışlarını daha yakından izlemeli ve aldatmayı yakaladığınız anda disiplin uygulamalısınız. Eğer çocuk, başarısızlık ve utanç duygusunu gizlemek için yalan söylüyorsa, çocuğunuzu dürüst olmaya teşvik etmelisiniz. Aynı zamanda, çözümlemek için uğraştığı sorun konusunda ona destek olarak, güvenli bir ortam yaratmalısınız.

ÇOCUĞU HİPERAKTİF OLAN AİLELERİN YANLIŞ TUTUMLARI

YANLIŞ: Zamanla, büyüyünce düzelir.
DOĞRU: Hiperaktivite tedavi ile ya da zamanla tamamen ortadan kalkmaz. Uygun tedavi yöntemi, ilaç takviyesi ve destek eğitimi ile çocuğun eğitim, sosyal ve duygusal hayatındaki etkilerini azaltmak mümkündür. Bu nedenle ailelerin bu şekilde bir tutum sergilemesi çocuklarını yanlış yönlendirmelerine ve onları olumsuz etkilemelerine neden olur.

YANLIŞ: Dikkatini yeterince vermiyor, tüm dikkatini verse yapabilir.
DOĞRU: Dikkat eksikliği kalıtım, doğum öncesi, doğum ve doğum sonrasında meydana gelen bazı problemlerden kaynaklanmaktadır. Çocuğun dikkatini verememesi, dikkat süresinin kısa olması bilinçli olarak yaptığı bir hareket değildir.

YANLIŞ:Çocuğumun bir sorunu yok yalnızca sorumsuz.
DOĞRU:Hiperaktivite tanısı almış çocukların organizasyon becerileri gelişmediği için verilen görevleri doğru bir şekilde yerine getirmekte; dikkat süreleri kısa oldukları ve dikkatlerini vermekte sorun yaşadıkları için ise verilen görevleri hatırlamakta zorlanırlar.

HİPERAKTİVİTE TEDAVİSİNDE İLAÇ KESİN ÇÖZÜM MÜDÜR?

Hiperaktivite için kullanılan ilaçlar 1939’dan itibaren kullanılmaktadır. Yapılan araştırmalara göre ilaçlar çocuklardaki aşırı hareketliliği %65-70 oranında azaltmaktadır. İlaçların doktor kontrolünde alınması, belirli aralıklarla doz ayarlamasının yapılması gerekmektedir.
İlacın dışında özel eğitimciler tarafından verilen terapilerinde etkili olduğu bilinmektedir. Tek başına terapinin etkisinin %40 civarında olduğu bilinmektedir. İlaç artı terapinin ise kişiden kişiye değişmesi kaydı ile %70 civarında olduğu bilinmektedir.
Tedavi süreci ile ilgili doktorun ve çalışma yapılan psikolog veya özel eğitimcilerin söyledikleri dışında hareket etmek doğru değildir. Aileler genellikle artık ilaca gerek yok çocuk iyi oldu deyip ilacı bırakabilirler. Yada terapide hemen sonuç almak isterler. Ancak her iki yargı da doğru değildir. Bunun bir süreç olduğu ve sadece uzman kişiler tarafından yönetileceği unutulmamalıdır.

HİPERAKTİVİTE TEDAVİSİNDE İLAÇ YETERLİ MİDİR?

Tek başına ilaç tedavisi yeterli olmayacaktır. Öncelikle anne babanın ve okuldaki eğitimcilerin bu güçlüğün niteliği ile ilgili bilinçlenmesi gerekmektedir. Çocuğun ilaç yardımı davranışçı terapiler ve psikoeğitimsel seanslarla desteklenmelidir. Bunun yanında çocuğun sınıf öğretmeninin çocuğun yaptığı olumlu davranışlara odaklanması ve çocuğu takdir etmesi gerekir. İlaçla yapılan tedavilerde çocuğun zihinsel ve fizyolojik n-temellerine doğrudan müdahale etmiş olunuyor. Ancak bu tedaviler uygun zemin hazırlandığında dolaylı yollardan da yapılabilir.

HİPERAKTİF ÇOCUĞA KARŞI NE YAPILMALIDIR NE YAPILMAMALIDIR?

-Çocuğa ceza verilmemelidir. Bunun yerine çocuğa sınır koymak gerekir. Doğru sınır koyulduğu takdirde çocuk kendisini güvende ve huzurlu hisseder.
-Çocuğu dövmek doğru bir yöntem değildir, onun hem fiziksel hem de ruhsal olarak acı çekmesine neden olur.
-Çocuğunuza küsmek bir çözüm değildir.
-Hiperaktif çocuklar çok hareketli oldukları için elektrikli cihazları, kimyasal temizleyicileri çocukların erişemeyecekleri yerlerde tutmak gerekir.

ÇOCUĞU HİPERAKTİF OLAN AİLELERE ÖNERİLER

-Çocuğun yaptıklarına odaklanmalı ve yapamadıkları için onları eleştirmemeniz gerekmektedir.
-Çocuğu durdurmak veya sakinleştimek için de olsa asla fiziksel ve psikolojik şiddet uygulamayın.
-Bu konu ile ilgili mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.
-Okul, öğretmen ve uzman kişi iş birliği içinde çalışmalıdır.
-Sabırlı olunmalıdır, çocuk başka çocuklar ile kıyaslanmamalıdır.

HİPERAKTİVİTE TANISI NASIL KONULUR?

APA tarafından belirlenen DSM-5 kriterleri göz önüne alınır. Bu belirtilerden bazıları şunlardır:
-Bir süre boyunca(yemekte, derste) hareketsiz durmakta güçlük çekerler.
-Ellerini ayaklarını kıpırdatmadan duramazlar.
-Başkalarınının eşyalarına dokunabilirler.
-Uygun olmayan ortamlarda koşarlar, zıplarlar.
-Çok konuşurlar.
Bu ve benzeri kriterler göz önüne alınıp alanında uzman Çocuk ve Ergen Psikiyatristi tarafından tanı konulur.